Lokal Ekspres İlk 10, Şampiyon: Emre Fel

Son yıllarda adını duymaya başladığımız çok fazla isim ve çok fazla üretim var. Bu şarkılardan birçoğu maalesef gözden kaçıyor. Ancak bir arkadaş ya da dost önerisiyle haberimiz oluyor çoğu zaman bu şarkılardan. Halbuki bir dinlemeye başladığınızda “Ben neden daha önce keşfetmemişim ya” dedirtiyor neredeyse hepsi. Lokal Ekspres tam da bu gerekli ihtiyaçtan doğdu. Bu seride Türkiye’nin müzik sahnesinden yeterince takdir görmeyen, dinlenme rakamlarında hak ettiği ilgiyi bulamayan ama aslında taş gibi olan şarkılar yer alıyor.

Lokal Ekspres’te bu hafta ilk 10’da yer alan şarkılar sırasıyla şu şekilde:

? Emre Fel – Bi’ Gün Anlarsın

? Mert Demir – Cehennemin Dibi

? Yeryüzü Tanıkları – Ne Gerek Var

❤️‍? Koyu – Kalbime Gömdüm Sandım

? Melike Cem – OKB

? Jakuzi – Sür Beni

? Karsu – Kom Dansen

? Sera Savaş – Lotus

? Ati ve Aşk Üçgeni – Naif

? Den Ze – Güzel Değil

Den Ze – Güzel Değil

Deniz Özçelik ya da sahne adıyla Den Ze, çok daha geniş kitlelerce duyulmayı hak edecek bir yerel-evrensel dengesi kurarak onu hiç tanımayan birini dahi stilinden vokaline ve en önemlisi de vizyonuna kadar hayran bırakıyor. Türkiye’yi 2 dakikada özetleyebilecek bir müzik yaratılmaya kalksa bu şarkının zaten ‘Güzel Değil’den başka bir şey olma ihtimali birazcık zor hatta affedersiniz ama zortingen straße.

Den Ze’nin sadece 2 dakika 19 saniye süren ‘Güzel Değil’ şarkısındaki o halaylar, o cool ve havalı vokal, davullar zurnalar derken bir yandan da caz ve soul tadı da eklenince ortaya hem karşı konulamaz hem de oldukça hevesli bir iş çıkıyor.

Pop’lar, soul’lar, caz’lar ve folk’ların tıpkı ‘Güzel Değil’deki gibi birleşimi Den Ze’yi çok daha yükseğe taşıyabilir, çünkü gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu şey hem doğru hem de keyifli.

Ati ve Aşk Üçgeni – Naif

Pandemi öncesinde, hatta tam tarih verirsek 2018 yılında yayınladıkları ‘Gecenin Karanlığında’ albümlerinde yer alan ‘Seni Değil Dünyayı Affettim’ ile dijitalde 1 milyonları deviren Ati ve Aşk Üçgeni grubu, ismiyle müsemma ‘Naif’ bir şarkıyla yollarına devam ediyor. Hem de öyle bir devam ediyorlar ki yüzlerde tebessüm yaratarak “Kim bu adamlar yahu?” dedirtiyorlar.

Dinlemeye başlar başlamaz kendinizi bulutların üzerinde yürüyor, e canım hep de yürümek olmaz, bazen de sendeletiyor hissi veren ‘Naif’ tüm sevimliliği ve sakinliğiyle hem havalı hem de pozitif. Ki bu çok önemli çünkü cool olmanın depresiflikle eş değer görüldüğü o saçma dönem sona eriyor. Cool olmak artık pozitiflikle ve naiflikle doğru orantılı ve depresif olmak aslında cool’luk değil kocaman bir aptallık.

Ati ve Aşk Üçgeni şöyle umut veren, hafif funk’a da göz kırpan, rahatlatan gitar melodileriyle hep üretmeli ve bizimle kalmalı.

Sera Savaş – Lotus

Son dönemde dijital müzik platformları sayesinde dramatik tarafı ağır basan, daha orta hisler yaratabilen işlere de denk gelebiliyoruz ve bu da aslında 90’ları özlememek için yeterli bir sebep. 90’larda hareketli şarkının tamamen hareketli, duygusal şarkının sulu zırtlak ağlatma hedefli olduğu bir dönemdeydik bilmem farkında mıyız. Dönemin VJ’lerinin bile vücut dili olarak ‘kıpır kıpır bir çalışma, hemen akabinde duygulandıracak, ağlatacak bir şarkı’ diye tarif ettiği bu dönem belki de her birimizin şu anki biraz kızıl, biraz mavi havasını özetler nitelikte.

Son dönemin dikkat çeken müzisyenlerinden Sera Savaş’ta ise bir terazi var, bir denge var ve en önemlisi de ruha çok iyi gelen bir ‘ara ton’ var. Bu ‘ara ton’ öylesine havalı ve havalı olduğu kadar da bizden ki ‘Lotus’u şöyle bir kucaklamamanız için ortada hiçbir sebep yok. Sera Savaş eğer müzik yolculuğuna ‘Lotus’ gibi karanlık ve karanlık olduğu kadar da umutlu bir tondan ilerlerse şöyle bir Türkiye usulü ‘Lana Del Rey’ etkisi yaratabilir, neden olmasın…

Karsu – Kom Dansen

Karsu’nun ne kadar sempatik bir insan olduğunu anlamamız öyle pek de zor değil. Herkesin her konuda hemfikir olabildiği ortak görüşlerimizin başında zaten Karsu geliyor. Karsu gibi bir sempatikler sempatiği kadını sevmemek mümkün mü, değil. Onun içtenliğini görmemiz için illa Hatay’da depremde kaybettiği yakınları için yaşadığı üzüntü ya da bir şeyler yapma çabasını hatırlamamıza da gerek yok. Karsu ne yaparsa tontik tontik, minnoş minnoş yapar, bize de izlemesi, okuması, dinlemesi kalır.

Hollanda’da yaşayan Karsu’nun İngilizce ya da Türkçe haricinde Hollandaca bir şarkıyla müzik yolculuğuna devam etmesi gayet doğal bir durum. Ama sıra dışı olan Karsu’nun şaşırtıcı bir şekilde trend bir pop yapması ve koreografinin dahil olduğu, daha yüksek stil barındıran bir şarkı kaydedip video çekmesi ve tüm bunları Hollandaca yapması. Şaşırtıcı ama pozitif anlamda elbette.

Karsu’nun iyi bir vokal olduğunu bilmemiz için illa bize caz, saz filan yapmasına gerek yok. Ekonomik bir vokalle dahi Karsu’nun aslında iyi bir ses olduğunu anlayabiliyoruz ki ‘Kom Dansen’ da bunun somut kanıtlarından biri. Karsu tıpkı ‘Kom Dansen’daki gibi daha trend işler yaptığında, ister Türkçe ister İngilizce isterse Hollandaca her daim tüm gözler onun üzerinde kalmaya devam edecek.

Jakuzi – Sür Beni

2017 tarihli ‘Fantezi Müzik’ albümüyle gençlerin ilgisini toplayan Jakuzi, özellikle ‘Koca Bir Saçmalık’la hâlâ daha çokça sevilmeye ve dinlenmeye devam ediyor. Darkwave ve synthpop gibi türlerde gezinerek şöyle bir ferahlık yaratan, gece tek başına güvenli bir yolculuk vadeden grup, son olarak ‘Sür Beni’ ile havalarına hava, cıvalarına da cıva katıyor. Cıva da durduk yerde katılır mı bilemedik ama konumuz bu değil, Jakuzi güzel bir şey yapıyor sonuçta.

Yurt dışında örneklerini çokça gördüğümüz bu tarz synthpop örneklerine özellikle 2000’li yılların sonunda fazlasıyla aşinaydık. Hurts ya da La Roux gibi pop’la en uyumlu olanların yakaladığı büyük çıkışlar da elbette dijital müzik platformlarında gençlerin çoğunlukla rap’e -en kibar tabirle- yönelmesi sonucunda az biraz gölgede kalmıştı. Ancak neyse ki synthpop da üzerindeki ölü toprağını geniş çapta atıyor, Jakuzi ise Türkiye’deki en sağlam örneklerin başında geliyor.

‘Sür Beni’ iyi bir örnek ve vokalin mesela ‘Koca Bir Saçmalık’a göre daha berrak tınlaması bile onların -gençlere çok saçma geldiğinin farkındayım- daha kolay algılanmasını hızlandıracak ve gruba hak ettikleri yükselişi daha belirgin bir şekilde getirecek. Olacak olacak. Jakuzi’yi içselleştireceğiz, inanıyorum.

Melike Cem – OKB

Pozitif olmak yerine cool gözükmeyi önemsediğimiz günümüz sıkıcı ve vasat dünyasında birilerinin naif bir şekilde kafasına koyduğu şeyi yaparak beste yapması ve güvendiği bestelerinin arkasında “Merhaba! Ben Melike ve işte karşınızdayım” diyerek dimdik durması ve tüm bunları yaparken kendi olmaktan vazgeçmeden samimiyetle ve her şeyden öte sevgiyle hem kendini iyileştirirken hem de başta ailesi olmak üzere artık bambaşkalarına da bir ışık olabilmeyi seçmesi çok kıymetli.

‘OKB’ ile bir ruh hali analizi yapmanın çok daha ötesine çıkarak naif ve kendi olabilen Melike Cem, tatlı hem de hayli tatlı bir ton yakalamış. Üstelik bunu yaparken vokalinden aranjesine ve özellikle de gitar melodisine kadar gayet trend de olabilmiş. ‘OKB’nin tek nazar boncuğu ‘Ortasın/dasın her şeyin’deki ‘Ortasındayım’ın bölünmezliğine zeval gelmiş olması.

Melike Cem, şarkıdaki nazar boncuğunu duymayı hak edecek gerçeklikte olduğu için ve daha da önemlisi ‘OKB’den çekenlerin artık eksileri ve artıları bir salıvermesi ve mükemmeliyetçi düşünmemesi, bakmaması, üretmemesi halini muhakkak kendi iç dünyasında oturttuğunu hissettirdiği için doğru yolda. Nazar boncukları sayesinde kusursuzluk yakalanabilir ve kusursuzluğu kusursuz yapan şey de kusurun ta kendisi. ‘OKB’ ufak bir kusuru olduğu için tam da bu yüzden, bir teyze kızı sıcaklığında kusursuz ve son derece yalın, naif ve özlediğimiz gösterişsiz ihtişamda.

Gitar ağırlıklı pozitif pop mu? Melike Hanım, bu vokale bu gitar pop çok yakışmış, yakışıyor ve muhakkak yakışacak, yol pozitif, yol doğru…

Koyu – Kalbime Gömdüm Sandım

‘Felaket’ ve ‘Yokluğunda’ gibi şarkılarla radyolarda kendine yavaştan yer bulmaya başlayan İzmirli şarkıcı Koyu, ‘Sen Benim Başıma Gelen En Güzel Şey’le ise özellikle dijitalde yeni bir isim için hayli dikkat çeken bir dinlenme rakamına ulaşmıştı. Gitar ağırlıklı bir pop ya da alternatif rock gibi tanımlanabilecek şu anki yolunda iyi bir vokal olmasının haricinde herkesi yakalayabilecek beste ve aranjeler sayesinde “Merhaba, ben Koyu” demesinin çok da ‘tekil’ kalabilecek bir yanı yok.

Son şarkısı ‘Kalbime Gömdüm Sandım’ ise bugüne kadar Koyu’nun kaydettiği en ‘yavaş yavaş büyümeye başlıyoruz’ tadındaki şarkısı. Vokallerinden temposuna ve genel havasına kadar şu ana dek ürettiği müziği biraz daha ‘merkezde sabitleme’ tadı veren Koyu, oldukça doğru yolda.

Radyo dostu havası ve bir dinlenildiğinde birkaç kez daha dinleme isteği doğuran ‘Kalbime Gömdüm Sandım’, zaten iyi bir vokal olan Koyu’nun ilerleyen dönemlerde alternatif pop ve alternatif rock sularındaki ‘yeni yıldız’ boşluğunu sağlam bir şekilde doldurmasını sağlayabilecek ilk büyük fark edilir, çaktırmadan iri adımlarından biri.

Yeryüzü Tanıkları – Ne Gerek Var

Alternatif rock sahnesinde 2000’li yılların ortalarında o kadar çok grupla tanıştık ve aynı hızla vedalaştık ki birçoğumuzun kalbi hayli kırgın. İçlerinden birkaçının fazlasıyla arabesk sulara bulanıp radyo rotasyonu hedefinde ilerlemesi de bu hayal kırıklığını elbette büyütmüştü. Son dönemde 1912 ya da Yeryüzü Tanıkları gibi rock sound’unu tıpkı 2000’li yıllardaki kadar “Yahu bu bizim gençliğimiz, gençliğimiz” nostaljisiyle önümüze koyan ve tüm bunları yaparken ‘kendi’ olabilen gruplar var.

Son olarak ‘Ne Gerek Var’ı yayınlayan Yeryüzü Tanıkları henüz yeterince tanınmıyor olabilir belki ama grup eğer ‘Ne Gerek Var’daki istikrarını devam ettirip o çok özlediğimiz 2000’ler ortasındaki alternatif rock patlamasını öyle çok sentezle mentezle sulandırmadan ve seklikten götürmeden hatırlatırsa yavaş yavaş tamiratımızı da mümkün kalabilirler.

Son 30 saniyesiyle yüksek uçuşa geçen ‘Ne Gerek Var’da vokalden melodisine, su gibi akıp giden bestesine kadar iyi bir iş ortaya koyan Yeryüzü Tanıkları oldukça umut veriyor. Önce Sanremo sonrasında Eurovision kazanan Måneskin sayesinde rock’ın ölmediğini hatırladık belki ama az biraz daha devamı lazım. Glam rock’ı olmasa da alternatif rock’ı gayet özledik. Ama öyle sulu mulu değil, ‘Ne Gerek Var’daki gibili cigilipaf.

Mert Demir – Cehennemin Dibi

Başkalarına verdiği şarkılar yetmiyormuş gibi bir de üzerine solo olarak da üzerimize sevgi yağdıran, gözlerimizi sulandıran, yüzlerimizi güldüren Mert Demir, ‘Cehennemin Dibi’yle müzik stilini net bir şekilde ortaya koyuyor. ‘Cehennemin Dibi’ bugüne kadar Mert Demir’in öyle çok da kolay oturtulamayacak ‘her telden’ halinin en radyo ve dijitalle yani günümüz ‘kombin sistem’iyle uyumlu hali diyebiliriz.

Rahatlıkla ‘ilaç pop’ olarak da etiketlenebilecek bu şahane sentez hal bir başka kişide sırıtabilecekken Mert Demir’in vizyonu ve geniş perspektifi sayesinde hem oldukça vücuda net oturuyor hem de aslında uzaktan bakıldığında yalnızca 1 (yazıyla bir) ruhla sınırlı sandığımız bir ruhun paşa gönlü istediğinde aslında nerelere dokunabileceğini, nerelere varabileceğini de net bir şekilde ortaya koyuyor.

Mert Demir henüz en iyi şarkısını kaydetmedi, yazmadı, bestelemedi. ‘Cehennemin Dibi’ gayet iyi ve ileride onun bu sentez ve kombin yani gayet ‘ilaç pop’ halini özetleyebileceğimiz önemli işlerinden biri, e haliyle gram ıskalanmamalı.

Emre Fel – Bi’ Gün Anlarsın

90’ların ortasında şehirli rock sound’larıyla ister istemez karşılaştırmalı edebiyat yapıldığı için azalarak biten, 2000’li yıllarda özellikle de Barış Akarsu’nun ani ölümüyle adeta kocaman bir müzik türüne küstüğümüz Anadolu rock da hiçbir tür gibi bitmez, bitemez.

Şehirli rock’ın bile öldüğü bir devirde yavaştan ‘Anadolu Pop’a kayan ve Yeni Anadolu’ya dahil olan bu stil, içine ufak ufak pop ya da minnak minnak arabesk gibi ufak donelerle birlikte şahane bir yere varabiliyormuş meğer. Emre Fel, son dönemin en heyecan veren yıldızlarından biri.

Geçtiğimiz günlerde ilk albümü ‘Veda Türküsü’nü yayınlayan Emre Fel, daha önce single olarak yayınladığı şarkıların haricinde albüme adını veren ‘Veda Türküsü’ gibi şarkılarla da “Nasıl yani?” dedirtmeyi başarıyor. Albümün incisi ise elbette arabesk ve pop’tan da beslenen ve müthiş bir ‘Yeni Anadolu’ örneği olan, hafif retroyla da muazzam bir sosa varan ‘Bi’ Gün Anlarsın’ elbette.

‘Bi’ Gün Anlarsın’ı dinleyip de şöyle bir “Ben masum bir dal gonca” moduna girmemek imkânsız. Acıklı acıklı o göbekler atılacak illa ki be Alfonso! Pandemi zamanında İkiye On Kala sayesinde ‘kafamızda kentsel dönüşümler’ şeklinde gezdiğimiz günlere az biraz selam olsun tabii, olmasın değil.

Emre Fel, birçok kişiyi yakalayabilecek hem kaliteli hem de niceliksel açıdan büyük bir potansiyele sahip heyecan veren bir yıldız. Kendisi için tüm kuşlar gökyüzüne uçsun, ‘Bi Gün Anlarsın’ da rica edeceğiz ama en kısa zamanda çılgınlar gibi keşfedilsin. Sevgiler, selmalar ve bir sürü güzel isimlerin çoğul halleri.

 

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
[email protected]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir